<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>turkudiyari24.com.Com - Yazılar için özet akışı..</title><link>http://www.turkudiyari24.com</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>turkudiyari24@turkudiyari24.com</webMaster><copyright>2oo6-2o10 © Copyright www.turkudiyari24.com</copyright><language>tr-TR</language><item><title>devrim</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-390-devrim.html</link><description> Biz...Devrimciler Olarak!.. Emperyalizmeve Faşizme Karşı, Kanımızın Son Damlasına, Tüfeğimizin Son Mermisine Kadar,Bıkmadan!.. Usanmadan!.. Savaşacağımıza and İçeriz!.. and İçeriz!.. and İçeriz!.. Bu Uğurda!.. ölüm!.. Nereden ve Nasıl Gelirse Gelsin, Savaş Sloganlarımız Kulaktan Kulağa Yayılacaksa, Silahlarımız Elden Ele Geçecekse ve Başkaları, Mitralyöz Sesleriyle ve Zafer ve Savaş Naralarıyla CenazelerimizeAğıt Yakacaksa!..ölüm!.. Hoş Geldi!.. Sefa Geldi... ...</description><author>meketusa</author><category>Okunma: 3</category><pubDate>03.Şub.2010 04:14:19</pubDate></item><item><title>BİR ÖĞRETMENİN DİZELERİNDEN ... (VARSIN UNUTULMAK BENİM ÖDÜLÜM O</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-389-bir_ogretmenin_dizelerinden_varsin_unutulmak_benim_odulum_o.html</link><description>EY çOCUK !!!Zaman akıp giderken kendine has seyriyle, başaklar büyüttü beraberinde, tomurcuklar yeşertti, baharlar beledi rengarenk kundaklara.öyle tatlı, öyle heyecanlı gündoğumları serdi ki kapı eşiklerine, haydi dedi bütün güllere, haydi açın artık. Haydi ey kelebekler, uçun artık. Işığın yedi rengiyle beraber yedi iklim ışıdı minik yüreklerde, yedi hayal yattı düş kenarlarına, yedi umut uyandı sabahın seherinde.Bir kardelen gibi ilk nabız atışlarında terü taze heyecanlar demlendi. Yarım eksik dualara duru temenniler katık oldu. Ve başladı bu hikaye.Ey gözlerinde mehtabın soluklandığı çocuk, bakışlarında yüreklerin ısındığı, gülüşlerinde bahar esintilerinin gezindiği……Ey körpe yüreğinde yalınayak yürünesi çocuk, gözlerinde masumiyet soluklanası, avuçlarından rüzgar derilesi…..Ey tertemiz alemlerden emanet gelen melek, yürek duruluğu, gönül azizliği…. Ve ey çocuk, sana şimdi bütün kelimeler, bütün sesler, nefesler…..Aydınlık yarınlar savursun saçlarını. Kalbinin tertemiz sayfalarına,...</description><author>zeyno</author><category>Okunma: 14</category><pubDate>26.Oca.2010 01:13:31</pubDate></item><item><title>Bumail cok hosuma gitti..Sizlerle paylasmak istedim..</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-388-bumail_cok_hosuma_gitti_sizlerle_paylasmak_istedim.html</link><description>Dışarıda kar. Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki. Kuzinenin üzerinde demir maşa... Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli.Ekmek her zaman ekmek gibi...Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar da büyüdüm...Dışarıda kar... İçeride kanaat... İçeride huzur...Televizyon yoktu.Gazete de her zaman olmazdı.öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna doyamazdık.Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu.Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası...Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız ki...</description><author>Eylem1970</author><category>Okunma: 29</category><pubDate>15.Oca.2010 02:10:40</pubDate></item><item><title>Zavallı İsrail</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-387-zavalli_israil.html</link><description>Sokaklarda dilencileri gösterip “bak okumazsan böyle olursun” diyen anne babalar gibi biz de sertlik yanlılarımıza İsrail’i gösterip, “bak gereksiz sertlik politikalarından vazgeçmezsen sonunda böyle olursun” diyeceğiz herhalde. Bir zamanlar dünyanın en etkili ülkelerinden biri olan İsrail’in şimdi “ne kadar güçlü” olduğunu “diplomatik müsamereler” düzenleyerek, “koltuk boyuyla” kanıtlamaya çalışmasındaki zavallılık, aslında yeryüzündeki bütün “savaşçı milliyetçilere” örnek olmalı. Zekâsıyla ünlü bir ulusun düştüğü şu hale bakın.Herhalde diplomasi tarihinde daha zekâsız bir gösteri az bulunur. “Şovenizmden” gözü dönmemiş olan İsraillilerin bu diplomatik sefaletten içlerinin nasıl yandığını, nasıl utandıklarını tahmin etmek zor değil. Herhalde bu konudaki en ağır yazılar bugün İsrail basınında yayımlanacaktır. Böyle bir şeyi bizim diplomatlardan biri yapmış olsaydı biz de aynı öfkeyi ve utancı yaşardık. Tel Aviv’de yaşanan diplomatik skandal, İsrail’in dünyadaki durumunu da çok iyi göst...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 21</category><pubDate>13.Oca.2010 16:26:47</pubDate></item><item><title>Reşadiye vesayeti</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-386-resadiye_vesayeti.html</link><description>Bizde “entelektüel bir müeyyide” çalışmaz, bizim aydınlarımız, saçmalayanları, bir haksızlığı desteklemek için manasız kavramlar uyduranları, kendi kendilerini gülünçleştirenleri, kavramları utanmazca pespayeleştirenleri ayıplayıp dışlamaz. Entelektüel âlemde böyle bir “ayıklama” doğal biçimde gerçekleşmediğinden cehalet arsızlığa dönüşür burada. Bakarsınız, karşınıza “sivil vesayet” gibi biraz zekâsı ve bilgisi olan herkesi utandıracak kavramlar çıkar. Ne demek vesayet? Aklını kullanamayan ya da kullanamadığı varsayılan birinin karar vermesini engelleyip, onun yerine karar verme hakkına sahip olmaktır vesayet. Vesayet altında olan kendine “vasilik” edeni seçecek durumda da değildir, ona kimin “vasilik” edeceğine başkası, ondan daha “güçlü ve akıllı” biri karar verir. “Askerî vesayet” olur. Elinde silahı olan asker, halkın “doğru karar veremeyeceğine” hükmedip, halkın adına zorbalıkla karar verir. Biz yıllarca böyle yönetildik. “Sivil vesayet” olmaz. Bir halkın kendi aklıyla, isteğiyle...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 27</category><pubDate>10.Oca.2010 15:11:39</pubDate></item><item><title> Acılım Altında Kalanlar</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-383-acilim_altinda_kalanlar.html</link><description>Açılımın Altında Kalanlar FaturayıKürt Halkına ve Sosyalistlere çıkarıyor Tepeden tırnağa silahlı olan kontrgerilla timleri tutuksuz yargılanırken, cuntacı generaller evlerine gönderilirken, dahası Ceylan’ın failleri bulunamamış, Uğur’unkiler serbest bırakılmışken, DTP genel merkezi ve il ve ilçe örgütleri kurşunlanır ve ateşe verilirken, tek suçları barışı savunmak olan SDP üyelerinin tutuklanmasının vicdani ve kanuni bir açıklaması yoktur. www.turkudiyari24.com Açılım devlet ve hükümet yetkililerince Kürtsüz ve Kürtlere rağmen sürdürülmek istenmiş, bu konuda halkın en küçük itirazı şiddetle bastırılmıştır. Bu itirazın bedeli ölümler, yüzlerce gözaltı ve tutuklamadır. Azgın saldırı ve tutuklama teröründen SDP de üzerine düşeni almış ve iki üyesi tutuklanmıştır....</description><author>beritan</author><category>Okunma: 53</category><pubDate>27.Ara.2009 13:55:02</pubDate></item><item><title>Galip Ensarioğlu: ‘Bırakın, PKK dağlarda kalsın’</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-382-galip_ensarioglu_‘birakin_pkk_daglarda_kalsin.html</link><description> PKK Reşadiye’yi izah etmeli-Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu’na göre, Tokat saldırısı demokratikleşme sürecine çok zarar verdi- “Toplumu daha da germek için, operasyon yapmayan askerler hedef seçiliyor ve pusu kuruluyor. Böylece olay, “Dağda, silahlı olarak karşılaştık, birbirimizi vurduk” diye açıklanmıyor.” “Bırakın PKK biraz daha dağlarda kalsın! önce Kürt sorununu çözün. Sorunu demokrasiyle çözmeden, PKK’nin siyasallaşmasına izin vermeden, ona dağları yasaklarsanız, şehirleri yakarsınız.” “AK Parti demokrasi sınavında! Açılımda samimiyse, derhal Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirip Ahmet Türk’ün milletvekilliğini sürdürmeli.” * * * NEDEN: GALİP ENSARİOĞLUTürkiye gene karanlık yüzünü gösterdi. 8 aralık salı günü ülke, toplu asker ölümleriyle sarsıldı. PKK Tokat’ta pusu kurdu ve yedi askeri şehit etti. Aradan dört gün geçti, bu kez Anayasa Mahkemesi Türkiye’nin karanlık yüzünün kendisinden beklediğini yerine getirdi ve DTP’yi kapattı. Hukuk ve demokrasiyi ...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 66</category><pubDate>19.Ara.2009 14:49:18</pubDate></item><item><title>Devlet ve ölüm</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-381-devlet_ve_olum.html</link><description>öyle çok yerinden “bela” fışkırıyor ki devletin, bazen “bela radarımız” bunların hepsini fark etmeye yetmiyor. Bir bakıyorsunuz ki Muş’un Bulanık ilçesinde iki göstericiyi kalaşnikofla vurup öldüren “esnaf” hiç de öyle bildiğimiz “esnaftan” değilmiş, “gönüllü korucu” denilen bir silahlı grubun üyesiymiş. Halbuki AKP milletvekili İhsan Arslan bu “örgütün” feshedilmesi için çok önceden çağrıda bulunmuş, Bugün gazetesi bu “silahlılarla” ilgili geniş bir araştırma haber yayımlamış. Ama toplumun kulağı bu sesleri duymamış. Bir bildiğimiz “korucular” var, bunlar üniformayı andıran elbiseler giyiyorlar, silahlı geziyorlar ve devletten maaş alıyorlar. Bir de 1990’lı yıllarda “gönüllü korucu” diye bir başka silahlı grup oluşturulmuş. Bunlar maaş almıyorlar. Korucu kıyafetleri de giymiyorlar. Ama ellerinde devletin “ruhsatlı” silahları bulunuyor. Sayıları 23 binden fazla. Bu adamlara OHAL şartları içinde silah verilmiş ama OHAL kalktıktan sonra silahları toplanmamış. Bu “gönüllü korucular” tam n...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 20</category><pubDate>17.Ara.2009 15:37:47</pubDate></item><item><title>Milliyetçilik şeytani bir buluştur</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-380-milliyetcilik_seytani_bir_bulustur.html</link><description> Kendi halkıyla kavga eden bir sistem, bu coğrafyada en çok kimin işine geliyorsa hadiselerde onun parmağını da aramak lazım. Kendi halkıyla kavga eden bir sistem, bu coğrafyada en çok kimin işine geliyorsa hadiselerde onun parmağını da aramak lazım.Zaman ve şartlar ve dahi yaşanmakta olan olaylar, şu açılım denilen şeyin ne kadar mübrem bir ihtiyaç haline geldiği bir kere daha gösterdi. Anlaşılıyor ki, birileri sistemin ‘insanileşmesini’ istemiyor. Eski usul devam etsin diye nerede ise memleketi ateşe verecekler. Demek ki hükümetin yapmak istediği, en azından niyeti bakımından mühim ki, sistemden beslenenleri rahatsız etmeye başladı. Memleketi yangın yerine çevirdiler. Bilmiyorum aklıselim sahibi Kürtler, sistemin varlığını sürdürmek için Kürtleri nasıl kullandığının farkındalar mı? Bakın açılımı en çok Kürt çocuklar üzerinden baltalıyorlar. Oysa açılıma karşıçıkanlar, o çocukların heder olmasını ön görmüş bir sistemin devamını istiyorlar…Tabii sistemin devamını isteyenlerin sadece la...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 26</category><pubDate>17.Ara.2009 15:33:41</pubDate></item><item><title>Barış için...</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-379-baris_icin.html</link><description> önümüzde çok fazla seçenek yok. Gidebileceğimiz iki yol var. Barış ya da kaos. Yapacağımız tercih sadece bu ülkenin değil, kendimizin ve çocuklarımızın geleceğini de belirleyecek. “Barış istiyoruz” derken aslında ne istiyoruz? Herkesin ırkına, dinine, mezhebine bakılmaksızın eşit olduğu, herkesin çocuklarına anadilini özgürce öğrettiği, anadilini rahatça konuştuğu, dağdakilerin yeniden hayata karışabildiği, delikanlılarımızın gösterilerde vurulmadığı, genç kızlarımızın otobüslerde yakılmadığı, askerlerimizin şehit edilmediği, isteyenin din dersi gördüğü istemeyenin görmediği, türbanın özgür olduğu, başını açanın bir baskı hissetmediği, Alevilerin cemevlerinde yapacağı ibadetlerin açık bir hak olarak kabul edildiği, ordunun siyasetten çıktığı, seçim sisteminin her fikrin parlamentoya girmesine izin verecek şekilde düzenlendiği, düşünce açıklamalarına kısıtlamaların getirilmediği, silahların sustuğu, yargının adil ve tarafsız olduğu, emeğin hakkını aldığı, özgür bir ülke istiyoruz. Bütü...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 23</category><pubDate>10.Ara.2009 14:52:36</pubDate></item><item><title>Öldüren benzerlik...</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-378-olduren_benzerlik.html</link><description>Koca bir ülkeyi, milyonlarca insanı, hatta Ortadoğu’yu etkileyecek bir barış süreci, sanırım siyaset tarihine geçecek bir tuhaflıkla tıkandı. Apo’nun hücresi bilmemkaç santimetre küçüldü diye, Apo da dahil bizim kuşağın tümü öldükten sonra daha uzun yıllar hayatlarını sürdürecek olan gençler kendi hayatlarından vazgeçiyorlar. Kendilerini, kendi iradeleriyle bir “kul” haline getiriyorlar, kendi hayatlarını, kendi varlıklarını “önemsiz” buluyorlar. Sadece bu satırları okumak bile çoğunu öfkeden delirtmeye yeter. Onlara göre “Apo “hakkında bir söz söylenemez, Apo eleştirilemez. “Ahmet efendi kendine gel, sen kimsin Apo hakkında konuşacak” tarzından mektupları yazmaya başlamışlardır bile. Türkler için bu durum hiç yabancı değil. Atatürk’le ilgili bir eleştiri yazıldığında da “Ahmet efendi kendine gel” mektuplarını Türkler yazmaya koyuluyor. İnsanları, liderleri “tabulaştırmak” onlara tuhaf gelmiyor. Şimdi Apo’nun hücresinin on beş santim küçülmesi nedeniyle gençlerin ölmesini anlamsız bula...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 21</category><pubDate>09.Ara.2009 13:16:47</pubDate></item><item><title>Ahmet Altan son sözünü söyledi</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-377-ahmet_altan_son_sozunu_soyledi.html</link><description> Tam insafsız bir saldırı sonucunda bir otobüste yanan zavallı Serap’ın ölümüne yanarken Tokat’tan yedi askerin şehit olduğu haberi geldiwww.turkudiyari24.com Acı, öfkeye döndü.Belli ki birileri Türkiye’yi yeniden kana bulamak istiyor.Ama bu sefer geçmişe benzemez bu oyunlar.Bu sefer, başkalarının hayatlarını rahatça alabileceklerini, insanları kurban edebileceklerini sananlar kendi hayatlarını da koyuyorlar masanın üstüne.Hepimizi öldürebilirler, Kürtleri Türkleri karşılıklı kışkırtarak sokakları kan bataklığına çevirebilirler.İstanbul’daki genç kızı da, Diyarbakır’daki delikanlıyı da, Tokat’taki yedi askeri de öldürtebilirler.Barışın kapısına geldiğimizde, huzura, özgürlüğe parmaklarımızın ucuyla değdiğimizde bizi sokak savaşlarına sürükleyebilirler.Bin bir türlü kaprisle, siyasi hesapla, çıkarcılıkla bunu yapabilirler.Diyarbakır’daki genç Kürtleri sokaklara salabilirler, İzmir’de, çanakkale’de genç Türkleri sokaklara dökebilirler.Yeniden sıkıyönetimler gelsin, yeniden tanklar yürüsü...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 19</category><pubDate>08.Ara.2009 14:19:41</pubDate></item><item><title>İyi okuyun...</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-376-iyi_okuyun.html</link><description>KUM SAATİ Ahmet Altan Elinizde tuttuğunuz gazeteye iyi bakın. Cumhuriyet tarihi boyunca, üstünde bu haberlere benzer haberlerin olduğu hiçbir gazete görmediniz. çünkü bugüne kadar hiçbir kuvvet komutanı “darbe hazırlığı yaptığı” için savcılığa çağrılmamıştı. Darbe, “suç” olarak kabul edilmemişti. Türkiye’de ilk kez “darbe suçtur, darbe hazırlayan suçludur” deniyor. Bundan böyle generaller toplanıp da “muhtıra verelim mi, darbe yapalım mı” diye konuştuğunda, bir suç işlemekte olduklarını, bu toplantılarından dolayı yargılanabileceklerini bilecekler. Generaller, “askerî alanların” dışına adım attıklarında “hukukla” karşılaşabilecekleri gerçeğini hep akıllarında tutacaklar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde öyle akıllarına estiği gibi “muhtıra” veremeyecekler. 28 Şubatlar yapamayacaklar. Bu ülkede yaşadığımız en büyük dönüşümlerden biri bu, tarihî bir dönemeçten geçiyoruz. Gazetenin manşetine bakın. Bir savcı, MİT Bölge Başkanlığı’nı basıp, MİT Bölge Başkanı’nı “Ergenekon” sanığı olarak gözal...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 29</category><pubDate>06.Ara.2009 17:03:40</pubDate></item><item><title>Apo, hücre, barış...</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-375-apo_hucre_baris.html</link><description> Ahmet AltanBilmiyorum AKP’nin yöneticileri Madame Bovary romanını okudular mı, eğer okudularsa onun son cümlesini bugünlerde çok sık hatırlıyorlardır. Bovary, kitabın sonunda, “ben her şey iyi olsun istemiştim” der. AKP hükümeti de Kürt açılımının bir parçası olarak İmralı’daki şartları düzeltmek, öcalan’ın tecridine son verip diğer mahkvveeucirc;mlarla konuşabilmesini sağlamak için adaya yeni bir hapishane yaparak oraya dokuz mahkvveeucirc;m göndermişti. Sonuç felaket oldu. Apo, yeni hücresinin darlığından ve şartlarının kötülüğünden şikâyet etti, genç Kürt çocukları ellerinde molotoflarla sokaklara çıktılar, DTP yöneticisi Emine Ayna da “İmralı politikasının açılımı bitirdiğini” söyledi. Bu kadar büyük toplumsal bir değişimin bir hücrede sıkışıp kalması üzücü. Apo’ya daha rahat bir oda, televizyon ve gazete verilmesinin ne zararı olabilir? Ama sadece bu cümle bile Türklerin çoğunu yerinden zıplatmaya yeter. Zaten meselenin en kritik noktası, iki toplumun Apo konusundaki algılarının ...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 36</category><pubDate>05.Ara.2009 13:38:20</pubDate></item><item><title>Farklı konular...</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-374-farkli_konular.html</link><description> Toktamış ATEŞ Memleketimizin siyasal gündemi; geçtiğimiz günlerde alabildiğine yoğundu. Ayrıca kimi arkadaşlarımız; yazılı ve görüntülü basında öyle yorumlar yapıyorlar ki; insan hayretler içinde kalıyor. Elbette sonuna kadar basın özgürlüğünden yanayım. Ama bazı konuların dile getiriliş biçimleri beni müthiş rahatsız ediyor. örneğin; geçenlerde bir televizyon kanalında Şeyh Sait Ayaklanması'yla ilgili bir programda; Şeyh Sait Ayaklanması'nın nedeni olarak hilafetin ilgası savunuldu. Hilafet kaldırılıp Osmanlı ailesinin fertleri yurtdışına gönderilince; bu türden gelişmeler karşısında umudu kalmayan Şeyh Sait ayaklanmış... Gerçekten; işi gücü bırakıp televizyon kanalları arasında dolaşsak herhalde çok ilginç şeyler görürüz... x x x Son günlerde ülke gündemimizi yoğun biçimde meşgul eden bir konu; İsviçre halkının ülkelerine yeni minareler dikilmesini yasaklayan bir referandumu onaylaması oldu. 8 küsur milyon nüfusu olan İsviçre'de yaklaşık yüzde 5'i oluşturan Müslümanlar'ın yeni cami ...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 21</category><pubDate>05.Ara.2009 13:28:40</pubDate></item><item><title>üzerinde İmralı ipoteği</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-373-uzerinde_imrali_ipotegi.html</link><description>Ahmet TAŞGETİRENDTP Eşbaşkanı Ahmet Türk'ü, elinde yazılı bir metin, o cümleleri okurken gördüğümde hayretten donakaldım. Şöyle diyordu:İmralı, hükümetin açılım olarak savunduğu sürecin adeta bir aynasıdır. Bu sürecin gerçek bir demokrasi açılımına dönüşmesinin en önemli koşullarından biri İmralı'ya yaklaşımdır. çünkü Kürtler'in gözü kulağı İmralı'dadır. Kürtler, İmralı'ya karşı geliştirilen olumlu ya da olumsuz bir tavrı kendisine karşı alınan bir tutum olarak saymakta ve görmektedir. Bu nedenle İmralı, Kürtler'in ve toplumsal barışın en hassas noktasıdır.Bu sözlerin anlamı neydi? Bu sözler, sadece DTP'yi değil, tüm Kürtler'i İmralı ipoteğine veren bir nitelik arz etmekteydi. Bir kere Ahmet Türk, Kürtler diye bir genellemeyi nasıl yapıyordu, ikincisi, Kürtler nasıl İmralı ipoteğine mahkvveeucirc;m ediliyordu? Bunu Ahmet Türk'ün yapıyor olması beni daha çok şaşırtıyordu.DTP içinde İmralı ekseni dışında tavır alamayacak olanlar vardı, bu biliniyordu ama Ahmet Türk, bunca yıllık siyasi t...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 17</category><pubDate>05.Ara.2009 13:25:32</pubDate></item><item><title>Önce bir şey...</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-372-once_bir_sey.html</link><description>İnsanların bazı endişeleri olmalı bence. Saygınlıklarını yitirme endişeleri olmalı mesela, güvenilirliklerini yitirme endişeleri olmalı, tutarlıksızlık endişeleri olmalı, mesleğini kötü yapma endişeleri olmalı. Biz endişesi bol bir ülkeyiz ama sanırım yanlış konularda endişeleniyoruz. Saygınlık, güvenilirlik, tutarlılık konularında pek endişelenene rastlamıyoruz. Askerimizin, yargımızın, medyamızın endişeleri var ama bu endişeler hep “vatanla” ilgili. Vatan “bölünecek” diye endişe ediyorlar, vatana “irtica gelecek” diye endişe ediyorlar. Vatan yerine kendi işlerini iyi yapmakla ilgili endişeleri olsa “vatan” konusunda bir endişe kalmayacak halbuki. Askeri asker, hukukçusu hukukçu, gazetecisi gazeteci olan toplumların “vatanlarına” pek bir şey olmuyor çünkü. Herkes mesleğinin gereğini yaptığı zaman toplum da vatan da sağlamlaşıyor. Vatanı “sağlam” tutacak direklerin en önemlisi hukuk. Ve, o da bizde yok. çünkü sadece asker değil hukuk da “cuntalaşıyor” bu ülkede. Hukuk, en çok hukukçula...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 25</category><pubDate>01.Ara.2009 15:27:15</pubDate></item><item><title>PKK: Tarihe damgasını vuran PKK'nin kuruluş öyküsü...</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-371-pkk_tarihe_damgasini_vuran_pkk_nin_kurulus_oykusu.html</link><description>ZAGROS (26.11.2006)-PKK kurucularından Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Mustafa Karasu, kuruluşunun 29. yıl dönümünde PKK Kuruluş Kongresini anlattı. Diyarbakır'da gerçekleştirilen kongrenin 23 katılımla iki gün sürdüğünü anlatan Bayık, PKK isim önerisinin Mehmet Karasungur'a ait olduğunu açıkladı. Kalkan ve Karasu da, PKK'nin kuruluşunun insanlığın özgürlük yürüyüşüne çok büyük bir katkı sunduğunu vurguladı. 27 Kasım 1978 tarihinde kurulan, Ankara'da öğrenci gençlik arasında doğan, Kürdistan'a açıldıkça dalga dalga büyüyen, Kürt halkının var olma mücadelesinde büyük başarılara imza atan PKK'nin kuruluş öyküsünü Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Mustafa Karasu ANF'ye anlattı. PKK'nin kurucu üye ve önder kadroları Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Mustafa Karasu, 20. yy.ın ilk çeyreğinde Kürdistan'ın bölünüp, parçalandığına sömürgeleştirilmiş bir ülke statüsünden daha düşük bir inkâr ve imha sistemi altına alınan bir toplumsal gerçekliği yaşadığına dikkat çekerek modern bir Kürt tarihinin yaratılması...</description><author>NO_CI_HALO</author><category>Okunma: 19</category><pubDate>29.Kas.2009 04:25:53</pubDate></item><item><title>Aleviler</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-370-aleviler.html</link><description>AlevilerOnur öymen'in Meclis kürsüsünden dillendirdiği Dersim Katliamı'nı olumlayan ve bugün için de örnek gösteren sözleri Alevileri kısmen harekete geçirmiş görünüyor. Peki ama bunu görmek ve anlamak için Onur öymen'in bu söylemini beklemek mi lazımdı? Sanki 10 Kasım öncesi CHP aynı görüşleri savunmuyor muydu?Diğer bir husus, nedense Onur öymen'in bu sözleri sadece Alevilere karşı algılandı ve Alevi kitleler tepki gösterdiler. Oysa CHP Genel Başkan Yardımcısı bu sözleri Kürt katliamı anlamında söylemişti. 'Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında' demişti. Eski Kürt isyanlarının katliamla bastırılmış olmasını PKK'ye karşı mücadele için örnek olarak göstermişti. Ancak nedense genel Kürt toplumu Aleviler gibi bu sözlere tepki göstermedi. Herhalde bu alanda otuz yıldır bir savaşın yaşanıyor olması buna yol açtı. Ancak böyle de olsa Kürt kitleleri de Aleviler gibi ve daha etkili olarak tepki gösterebilmeliydiler.Başka bir düzeltme: PKK'den önce 28 Kürt isyanının yaşandığı söyleniyor. Peki b...</description><author>karcicegi</author><category>Okunma: 29</category><pubDate>24.Kas.2009 22:19:23</pubDate></item><item><title>Şemdinli'de Kürtçe sokak isimlerine onay</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-369-semdinli_de_kurtce_sokak_isimlerine_onay.html</link><description>Şemdinli Belediye Meclisi tarafından mahalle ve sokaklara verilen Kürtçe Ronahi (Aydınlık) ve Zelal (Berrak) isimleri, ilçe kaymakamlığı tarafından onaylandı. Kararı olumlu bulan Belediye Başkanı Sedat Töre, ilçenin Kürtçe isminin kullanılması için de karar alacaklarını dile getirerek, çok dilli belediyeciliği geliştireceklerini söyledi.Şemdinli Belediye Meclisi Ekim ayı toplantısında mahalle, cadde ve sokakların isimlerinin halkın isteği doğrultusunda değiştirilmesi kararı alınmıştı. Toplantıda, 2007'de geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Kürt siyasetçi Orhan Doğan ve faili meçhul cinayete kurban giden Gazeteci-Yazar Musa Anter'in mahalle ve sokaklara verilmesi kararlaştırıldı. Toplantıda ayrıca bazı sokak ve caddelerin isimlerinin de Ronahi (Aydınlık) ve Zelal (Berrak) olarak değiştirilmesine karar verildi. Oy birliği ile alınan ve Şemdinli Kaymakamlığı'na gönderilen karar, Kaymakam Hakan Şen tarafından onaylandı.'Bu halkın mücadelesinin sonucudur'Mahalle ve sokaklara verile...</description><author>kerkuki</author><category>Okunma: 31</category><pubDate>17.Kas.2009 16:27:14</pubDate></item><item><title>KÜRTÇE MÜZİK Mİ , KÜRT MÜZİĞİ Mİ?</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-368-kurtce_muzik_mi_kurt_muzigi_mi.html</link><description> İşte Fırat Güneş bana göre ya az denenmiş , ya da belki de örnekleri çok olduğu halde benim tanığı olmadığım bir türün icrasının habercisi gibi. O da Kürtçe özgün müzik. Strana Hevi , daha önce Robar'ın girişiminde bulunduğu ancak ilerletemediğiZazaca-Kırmanci özgün müziğin olgunlaşmış bir örneği gibi. Albümle ilgili değerlendirmem şimdilik çok kesin sınırlarla olmayacak gibiyse de şunu diyebilirim ki çocukluğumda Hüseyin Aydın'ın , Ateşi Söndürmeyin in Türkçe olarak verdiği tadı bu defa anadilim Zazaca'yla alabildim. Albümü iyi yorumlayabilmek için kulaklığı takıp defalarca dinlerken değişmeyenin bu olduğunu fark ettim. Biraz da algılamak istediğim buydu belki bilinmez ancak , Gerçek şu ki Fırat Güneş'in daha özgün bir çizgiye kayması iyi olacaktır diye düşünüyorum. Zaten , çepkiyi , gowendi , uzun havayı, halayı herkes yapıyor, ancak Kürt müziğine kazandırsa kazandırsa özgün müziği duruşuna ve imajına varana değin Fırat Güneş yapacaktır diye düşünüyorum. özgün müzik türünü iyi tahli...</description><author>NO_CI_HALO</author><category>Okunma: 51</category><pubDate>11.Eki.2009 07:30:49</pubDate></item><item><title>Erkekler ve Kadınlar</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-367-erkekler_ve_kadinlar.html</link><description>Erkekler ve KadınlarYeryüzündeki herkes ölür ve Tanrı’nın huzuruna çıkarlar…Tanrı der ki: “Erkekler 2 sıra olsun; bir sırada karıları tarafından yönetilen erkekler, diğer sırada karılarını yöneten erkekler..Ayrıca bütün kadınları cennete aldım; onlar meleklerle birlikte gidecekler şimdi..” Böylece kadınlar gittikten sonra Tanrı erkeklerin karşısına geçer..Bir bakar ki karıları tarafindan yönetilen erkeklerin sırası 100 km.’den uzun; ama karılarını yöneten erkeklerin sırasında sadece bir adam duruyor..Tanrı diğer sıradakilere çok kızar: “Kendinizden utanın!! Sizi bu dünyada güç ve idarenin temsilcisi olarak yarattım ve şuraya bakın, hepiniz güçsüz karaktersiz 100 km.lik bir sürü olmuşsunuz..Bakın bir tek erkek kulum şu yan sırada tek başına gururla dikiliyor..Ondan ders alın! Oğlum, sen anlat bunlara, sen ne yaptın da “karılarını yöneten erkekler” sırasında bir tek sen oldun?” Ve adam cevap verir: - “Bilmem… karım bana burda durmamı söyledi...</description><author>NO_CI_HALO</author><category>Okunma: 38</category><pubDate>11.Eki.2009 04:11:46</pubDate></item><item><title>Sultan Abdulmecid ve Bektaşi</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-366-sultan_abdulmecid_ve_bektasi.html</link><description>Sultan Abdulmecid ve BektaşiOsmanlı Hükümdarlarından Sultan Abdülmecid bir gün Boğaziçinde büyük bir üzüm bağının tam ortasındaki evinde oturan bir Bektaşi babasını ziyarete gitmiş..Bektaşi, o gün komşu bağdaki bir arkadasını ziyarete gitmiş..O dönünceye kadar padişah bağın hertarafını dolaşmış..Bektaşi dönünce karşılıklı konusmaya baslamışlar.. -Erenler bağın maşallah çok büyük.üzümünü ne yapıyorsun? -Müritlerle ve canlarla birlikte yeriz Sultanım.. -Buradaki üzüm yemekle biter mi? -Yemediğimizi de sıkıp fıçılara basar, suyunu içeriz.. -Peki ama, sıkılmış üzüm şarap olmaz mı? -Vallahi Sultanım, biz üzümü sıkıp fıçılara basarız. Allah ne isterse o olur. üst tarafina karışmak haddimize mi?:)))...</description><author>NO_CI_HALO</author><category>Okunma: 55</category><pubDate>11.Eki.2009 04:04:37</pubDate></item><item><title>Kayserili ve Padişah</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-365-kayserili_ve_padisah.html</link><description>Kayserili ve PadişahBir gün padişahın biri, - Kim bana bir yalan söyleyebilirse bir küp dolusu altın vereceğim! demiş..Yalancılar hemen Saraya koşuşturup başlamışlar yalana; 1.Yalancı : -Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü..demiş.. Padişah: -Bunun neresi yalan?..Kuş kartaldır, aslan da kuzu kadar minik bir yavru..Kaptı mı götürür yuvasına tabiki..demiş 2.yalancı: -Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!.. Padişah: -ülkenin kralı pencereden bakınırken tacını düşürmüştür..Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş..Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!.. 3.Yalancı: -Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım..Altı ay sonra geri döndü!demiş.. Padişah: -Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür..Ağaç sonbaharda yapraklarını dökünce ok da takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.. Böylece padişah her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.. 4.yalancı ise Kayseriden gelmiştir.. -Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın..Şimdi ge...</description><author>NO_CI_HALO</author><category>Okunma: 47</category><pubDate>11.Eki.2009 03:57:12</pubDate></item><item><title>Vicdan yalnız değildir</title><link>http://www.turkudiyari24.com/yazilar-goster-364-vicdan_yalniz_degildir.html</link><description>Ahmet Altan, Leipzig özgürlük ödülü’nü aldı: Bu ödüle ihtiyaç duymayacak bir dünya kuracağız. Taraf’ın Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan, “cesur gazeteciliği” nedeniyle verilen Leipzig Bankası Medya Vakfı özgürlük ve Medyanın Geleceği ödülü’nü dün akşam aldı. ödül töreninde bir konuşma yapan Altan, “Tarih, mantıklı kötülüklerle, mantıksız iyiliklerin dövüşüne şahittir. Bu savaş hâlâ sürdüğü için bu ödül veriliyor” dedi. Ahmet Altan şöyle konuştu: Bu ödül, düşmanlara karşı yalnız olmadığımızı, yeryüzünün her tarafında vicdan sahiplerinin birbirine destek olduğunu, sesini yükselttiğini, kuvvetli bir dayanışma içine girdiğini gösteriyor. Biz, bu akşam burada bütün mantıksızlığımız ve bütün vicdanımızla dünyadaki kötülüklere meydan okuyoruz Ahmet Altan dünyanın en prestijli basın ödüllerinden “Leipzig özgürlük ve Medyanın Geleceği ödülü”nü Almanya’da düzenlenen törenle aldı. ödül, Altan’la birlikte İtalya’dan Roberto Saviano ve Hırvatistan’dan Duşan Milyus’a verildi.Taraf Gazetesi Genel Ya...</description><author>NO_CI_HALO</author><category>Okunma: 51</category><pubDate>09.Eki.2009 20:04:27</pubDate></item></channel></rss>