<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>turkudiyari24.com.Com - Köşe Yazıları için özet akışı..</title><link>http://www.turkudiyari24.com</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>turkudiyari24@turkudiyari24.com</webMaster><copyright>2oo6-2o10 © Copyright www.turkudiyari24.com</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Kürtler neden 'Boykot' diyor?</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-121-kurtler_neden_boykot_diyor.html</link><description> Militarist milliyetçilik ile siyasal İslam arasındaki erk kavgası damgasını vuracak önümüzdeki referanduma. Aslında demokratik bir anayasa için önemli bir şans doğmuştu. Aynı 2007 yılında olduğu gibi, bu kez de bu şans kaçırılıyor. Bay Erdoğan itiraf etmeli ki, bu işi eline yüzüne bulaştırdı. Daha Meclis oylamasında, asıl önemsediği, siyasal partilerin kapatılmasına ilişkin maddeyi Meclis'ten geçiremedi. Daha sonra defanstaki militarist milliyetçiliğin tuzağına düşerek, referandumu kendine destek oylamasına çevirdi. Aslında Kürtler en baştan, kendisine önemli şanslar tanıdı. Ama onun Kürtlerden istediği ise, kendisine biat edilmesinden başka bir şey olmadı ne yazık ki. Kürtler cephesinde en küçük güven yaratıcı adım atmaktan kaçındı. Kendisine açık çek verildiği halde. Sonunda da Kürtler, ben bu oyunda yokum diyerek, kenara çekilip, iki kesimin gerçek gücünün ortaya çıkması için bir şans yarattı. Erdoğan hükümeti bütün iktidarlar gibi, 10. yılına doğru yıpranma aşamasında. Seçmenler b...</description><author>MUJGAN</author><category>Okunma: 6</category><pubDate>03.Eyl.2010 18:58:21</pubDate></item><item><title>Gündemde Kürtler var</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-120-gundemde_kurtler_var.html</link><description> Kürtler, referandumu boykot kararıyla, İmralı-devlet görüşmesiyle ve Demokratik özerklik tartışmalarıyla gündemde. Partilerin adeta bir seçim çalışması gibi önem verdiği referandum sürecinin tek ciddi konusu da bu oldu. Ve elbette Kürtlerin sayesinde. Parti liderlerinin konuşmalarını izliyorsunuzdur. Ben de izliyorum. Böyle içeriksiz, bu kadar sıradan konuşmalar beklemiyordum doğrusu. Ne de olsa, anayasa paketi tartışıyoruz. Referandum propagandası yürüten liderler arasında Bahçeli out oldu gibi. Boy pos, siperde poz verme, havuzlu tartışmalar gibi konularda pek yaratıcı değil. Yardımcısı Oktay Vural'ın, basın toplantısında vuvuzela çaldırma numaraları bile onu kurtaramıyor. çünkü politik olarak söyleyecek sözü yok. Daha doğrusu söz var da, alıcısı pek yok. Erdoğan ve Kılıçdaroğlu ise meydanlarda adeta birbirlerinin düzeyini aşağıya çekiyorlar. Erdoğan 3 Eylül Diyarbakır konuşmasına 'özel' olarak hazırlanıyormuş. Bakalım, belki düzey Diyarbakır'da yükselir! Ekranlardaki haberler de, t...</description><author>MUJGAN</author><category>Okunma: 9</category><pubDate>28.Ağu.2010 18:57:58</pubDate></item><item><title>Ateşkes, gerçekler ve umut kırıntıları</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-119-ateskes_gercekler_ve_umut_kirintilari.html</link><description>30 yıldır uygulanan iç veya dış destekli bütün savaş stratejilerine, OHAL'lere, JİTEM'lere, 50 bini aşkın can kaybına ve yüz milyarlarca dolar değerinde ekonomik kayba karşın PKK yok edilemiyor script type=text/javascript document.write(); GENçAY GüRSOY (Arşivi)ülkeyi kasıp kavuran bu sıcak ve bunaltıcı havada, Kürt sorununun çözümüne doğru bir kez daha yola çıkma olanağı sunan tek taraflı PKK ateşkesi, yüreğimizi bir nebze olsun ferahlatıyor. Aklı fikri büsbütün dumura uğramamış herkesin bazı temel gerçekleri artık görmesi gerekiyor: Karşımızda adıyla sanıyla, geçmiştekilerden çok daha ciddi bir “Kürt isyanı” var. Bu kez isyan geçmiştekilerle kıyaslanamayacak boyutlarda geniş bir kitle desteğine sahip.Bu çağda ve bu coğrafyada iyi kötü demokrasiyle yönetilen bir devletin uygulayabileceklerinin çok çok ötesine geçen bütün şiddet ve yıldırma yöntemlerinin denenmesine karşın isyan bastırılamıyor. İki taraftan da ölümler alabildiğine artıyor. “Etle tırnak gibiyiz” edebiyatı artık işe yara...</description><author>karcicegi</author><category>Okunma: 10</category><pubDate>27.Ağu.2010 20:38:54</pubDate></item><item><title>Anayasayı, kutsal kitabı Marx’ı okumak ve susmak</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-118-anayasayi_kutsal_kitabi_marx_i_okumak_ve_susmak.html</link><description>Anayasayı, kutsal kitabı Marx’ı okumak ve susmak Haklısınız… Susmalıyım… Bayram ziyaretlerinde konuşuruz artık…O da mı olmaz? Doğru, ben konuşkan bir insan değilim… Kahve sohbetleri bana göre değil… O zaman? “Oku!” Evet, oku! Allah’ın adıyla oku… Rahatlayacaksın, çünkü kirlenmiş dünyadan arınacaksın. İdeal insanı bulacaksın. Keşke herkes o ideale uygun yaşayabilseydi… İşte, Platon onun için büyük insan. “İdealar dünyası” ile “Mağaradaki gölgelere” benzeyen “Gerçekler dünyası” ayrımını en baştan belirlediği için.Oku!Din istismarcılarını, riyakarları okudukça tanıyacaksın! Marx’ı da oku! Yeniden, yeniden, yeniden oku! Sıkıntı basınca, çaresiz kalınca, gölgeler birbirine karışınca, “İdealar dünyasındaki” mükemmelliği ayırt edebilmek için oku! Gerçekler dünyasının mükemmel analizini kavrayabilmek için Marx’ı oku! Keşke herkes sosyalist olabilseydi… Keşke herkes o ideale uygun yaşayabilseydi… Keşke herkes kitapta yazdığı gibi Müslüman, ideal insan olabilseydi… O zaman yalan, haram, ahlaksız...</description><author>karcicegi</author><category>Okunma: 21</category><pubDate>20.Ağu.2010 19:45:44</pubDate></item><item><title>AVRUPA GERÇEĞİ(özerklikmi dediniz?)</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-117-avrupa_gercegi_ozerklikmi_dediniz.html</link><description>Türkiye’de Kürt sorununa demokratik çözüm getirme bağlamında son haftalarda yapılan tartışmaların üstünü örtmek için savcılara davetiye çıkaran hükümet yetkilileri, en azından Avrupa’ya baktıklarında bu davranışın ne kadar ilkel ve çağdışı bir davranış olduğunu göreceklerdir. Tarihte özerkliğin ya da federalizmin bölünmeden çok, bölünmemenin önüne geçmek için bulunan bir çözüm olduğu çeşitli örnekleriyle biliniyor. Avrupa’nın pek çok ülkesinde uygulanan “federalizm”, “özerklik” kapitalizm koşullarında farklı uluslardan insanların bir arada yaşamanın bir uzlaşma biçimi olduğu görülüyor. Aslına bakarsanız, feodalizmin yıkılmasıyla birlikte kapitalizmin ortaya çıkıp ulus-devlet kurmaya başlamasından önce örneğin Avrupa kıtası adeta bir “özerk krallıklar”dan ibaretti. Burjuvazinin tarih sahnesine çıkmaya başlaması, kıta üzerine egemenlik savaşları aynı ulustan gelenlerin tek bir devlet altında bir araya getirilmesi süreci başlatıldı. Eğer, “federalizm” bölünmenin formülü ise dört resmi dil...</description><author>karcicegi</author><category>Okunma: 17</category><pubDate>12.Ağu.2010 22:54:17</pubDate></item><item><title>Kürt sorunu, Kürtlerle çözülür...</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-116-kurt_sorunu_kurtlerle_cozulur.html</link><description>Yıl 1991. Aylardan temmuzun 5’i. Diyarbakır HEP İl Başkanı, yörenin en etkili isimlerinden Vedat Aydın’ın evinin kapısı gece 23.45’te çalınır. Gelenler JİTEM elemanlarıdır. Onu alıp götürürler. Vedat Aydın’ın işkence edilmiş cesedi iki gün sonra Elazığ’ın Maden ilçesi yakınlarında bulunur.Cinayetin nasıl gerçekleştiğini itirafçı Abdülkadir Aygan bütün ayrıntılarıyla anlatır.O dönem yörede görevli olan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı da bu cinayetlerin nasıl işlendiğini mahkemedeki ifadesinde şöyle dile getirir: “Bölgede JİTEM adına yasadışı olarak öldürme, kaçırma gibi bir kısım faaliyetlerin, bu işleri yapan kişilerin üstlerinin denetimi ve bilgisi dahilinde olmadan işlenmesi söz konusu olamaz... Bu kişiler eylemleri sonrası korunup kollandığına göre eylemlerden üstlerinin bilgisi olduğu sonucunu çıkarmak mümkündür. Bölgede birçok güvenlik görevlisi tarafından söz konusu davranış tarzları, kabul gören bir davranış tarzıydı.”JİTEM kurucusu ve üyeleri olan Arif Doğan, Cem Ersever, Aytekin öz...</description><author>karcicegi</author><category>Okunma: 10</category><pubDate>11.Ağu.2010 09:56:25</pubDate></item><item><title>Kürtler, özerklik ve bayrak</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-115-kurtler_ozerklik_ve_bayrak.html</link><description>Kürtler, özerklik ve bayrak Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in, Dersim’de, “Munzur Doğa ve Kültür Festivali”nde özerklik ve bayrak kapsamında yaptığı konuşmanın yankıları sürüyor. 12 Eylül’de referanduma sunulacak değişiklik paketine yönelik eleştiriler karşısında, pakete övgüler yağdırıp, demokrasi dersi verenlerin gerçekten ne olup ne olmadıklarını gösteren en çarpıcı görüntü ise Baydemir için “Organları yer değiştirmiş adam yerli yersiz konuşmuş yine” diyen Cemil çiçek’in varlığı olsa gerek! Her şeyden önce, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken konuşmanın, başta hükümet yetkilileri olmak üzere, basın, yayın organlarınca saldırı ve hakaret vesilesi edilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Söz konusu konuşma vesile edilerek, Baydemir’in şahsında Kürt halkına karşı bir kez daha saldırıya geçilmiş, Kürt halkının eşitlik ve demokrasi talepleri, “bölücülük” ve “terörizm” kapsamında değerlendirilerek kin ne nefret saçılmıştır. AKP Hükümeti...</description><author>karcicegi</author><category>Okunma: 18</category><pubDate>08.Ağu.2010 19:41:06</pubDate></item><item><title>Savaş ve gerçek </title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-114-savas_ve_gercek.html</link><description>Ahmet Altan/TARAF Savaş ve gerçekUzun süren savaşlarda gerçekleri bulmak çok zorlaşır. Gazeteler ve televizyonlar “gerçekleri” aramaktan ve göstermekten vazgeçer, “düşmanı” hırpalayacak, “dostu” sevindirecek haberleri tercih ederler. Kürt gerillaların cenazelerine, vicdana, hukuka ve dine hiç uymayan biçimde saygısızca ve insafsızca davranıldığında, bunun kendisine haber verilmesine saygısızca tepki gösteren Başbakan’ı eleştiren satırlara “tipik” Türk gazetelerinde pek rastlamazsınız. Onlar, kendilerini savaşın rüzgârına öylesine kaptırmışlardır ki “ölülere saygı gösterilmesi” gerektiğini bile unutmuşlardır. Bir insan öldüğünde “savaş” biter. O ölünün ailesine teslim edilmesi ve sonsuz yolculuğuna usulünce uğurlanması gerekir. Böyle yapılmadığı yolunda bir iddia başbakanın önüne gelirse, başbakan bunu araştırmakla yükümlüdür, bu iddiayı önüne getirene kızmakla değil. Ama bizim başbakan öyle yapmadı. Cenaze namazında “düşmanlıkların” bitirildiğini, bu hayata ait bütün hesapların kapatıl...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 31</category><pubDate>19.Tem.2010 16:41:48</pubDate></item><item><title>Diyarbakır, Erdoğan ve Öcalan...</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-113-diyarbakir_erdogan_ve_ocalan.html</link><description> Daha Diyarbakır'daki sivil toplum örgütlerinin bildirisi açıklanmamıştı, ama belli ki Başbakan yanlış bir duyum almıştı ya da aldığı bilgiyi istediği gibi çarpıtarak aktarıyordu. Ekranlardan 'Diyarbakır'daki sivil toplum örgütlerinin açıklamalarından memnuniyet duydum, PKK'nın silah bırakmasını söylüyorlar' diyordu. Bir-iki gün sonra Diyarbakır'daki yaklaşık yüz sivil toplum örgütü açıklama yaptı. Bu defa Başbakan'dan tek bir ses çıkmadı. Diyarbakır'daki örgütler ki, aralarında MüSİAD'dan Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na, Gazeteciler Cemiyeti'nden MAZLUM-DER'e, Diyarbakır Barosu'ndan TOBB Genç Girişimciler'e, Diyarbakır Ticaret Borsası'ndan DİYANET SEN'e, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nden Ticaret ve Sanayi Odası'na kadar, meslek örgütleri, sendikalar, kadın örgütleri, barış çalışmaları yapanlar var. Kısacası Diyarbakır'da neredeyse örgütlü olan bütün kesimler... İşte bu kesimler Başbakan'ın bu erken memnuniyet bildirmesinden sonra kendi açıklamalarını yayınladılar. Doğrusu bu bildirid...</description><author>MUJGAN</author><category>Okunma: 37</category><pubDate>10.Tem.2010 20:18:54</pubDate></item><item><title>Madımak</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-112-madimak.html</link><description> Daha sonra İstanbul Başsavcılığı’nda ifadesine başvurulan Aziz Nesin, şöyle demişti: “Başsavcı soruyor bana; kimden şikâyetçisin? Şöyle yanıt bekliyor benden: Efendim, itfaiye merdivenlerinden inerken beni döven itfaiye erinden şikâyetçiyim. Başka? Beni yere atıp sürükleyen, başımdan yaralayan ve bindirdikleri arabada döven polisten... Başka? Beni döven encümen üyesi o sakallı adamdan. Böylece figüranlık oyunu tamamlanmış, oynanan oyun bitmiş ve perde kapanmış olacak. Ama benim derdim, bu kanlı senaryoyu yazmış olanlarla. Bu senaryoyu kim yazdı?”2 Temmuz 1993 günü, 35 kişinin Sivas’taki Pir Sultan Şenliği’ne 35 şair-yazar-müzisyen, kaldıkları Madımak oteli, önünde toplanan göstericiler tarafından tekbirler eşliğinde ateşe verilerek öldürülmüştü. Günün anılması, gösterilerle hatırlanıp hatırlatılması kimilerini rahatsız ediyor. Sivas’ın artık bu kara lekeden arındırılması, katliamıyla anılarak ekonomisinin baltalanmasına izin verilmemesi çağrıları yanı sıra “Kaşımayın, tesis edilmiş ba...</description><author>karcicegi</author><category>Okunma: 49</category><pubDate>05.Tem.2010 21:30:30</pubDate></item><item><title>Nişancı </title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-111-nisanci.html</link><description> Benim bu hikâyeyi defalarca yazmam, anlatacağım hikâyeden bile daha acıklı bence. Bu hikâyeyi, bir gün çocuklarımızın böyle yazıların yazılmayacağı bir ülkede yaşayacağını umut ederek anlatıyorum hep. Ve, hep aynıümitle aynı hikâyeyi anlatıp, aynı hayalkırıklığınıyaşıyorum. Herkes de yaşıyor aslında. önceki gün TüSİAD’da yapılan gerçekçi ve çözüm arayan konuşmalar, en “radikal” adımların bile barış için atılabileceğinin söylenmesi, zenginlerin “resmî kalıpların” dışına çıkabilmeleri, dün de Diyarbakır Barosu Başkanı’nın çok cesur bir şekilde silah bırakma çağrısı yapması, iki tarafta da “barış” isteyen insanların seslerini yükseltmek niyetinde olduklarını gösteriyor. Bu savaşı, devletin, AKP’nin, PKK’nın değil, iki tarafta da ortaya çıkacak “barış yanlılarının” cesur sesinin durdurabileceğini düşünüyorum. çok fazla bağıran “savaşçılara” karşı sesleri aynı gürlükte çıkan “barışçılar” kaderimizi değiştirebilirler. Bu sesler çoğaldığında, Türkler ve Kürtler birlikte barış istediğinde, bu...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 26</category><pubDate>26.Haz.2010 18:33:17</pubDate></item><item><title>Dehşet ve ümit </title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-110-dehset_ve_umit.html</link><description>Devletle AKP yargı zemininde kapıştığı sırada sahneye çok kanlı bir baskınla PKK da girdi. Sergio Leone’nin o ünlü filmindeki garip sahne gibi üç silahşor düello ediyor. Kim kimle müttefik, kim kimle düşman, kim kimle ne zaman işbirliği yapacak belli değil, her an her şey değişebilir. Devlet, ordusuyla ve yargısıyla Kemalizmi ve Kemalistleri temsil ediyor. AKP, devletle sorunları olan kesimlerle, devletten bağımsız olarak zenginleşen muhafazakârları temsil ediyor. PKK da Kürtlerin ümitsiz ve öfkeli kanadını temsil ediyor. Belli ki bu üç “organizma” aralarında barışçı bir çözüm bulamayacak. Barışa tam yaklaştığımız sırada yeniden savaşa yuvarlandık. Savaştan en fazla zararı görecek olanlar AKP’nin temsil ettiği zengin muhafazakârlar, onların üretmek, ticaret yapmak, zenginleşmek için barışa, dünyaya açılmaya ihtiyaçları var. Her çatışma onlara zarar veriyor. Kemalist devlet, hem zengin hem de kalabalık muhafazakâr kesime karşı kendi iktidarını demokrasi ve hukuk düzeni içinde koruyamaya...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 19</category><pubDate>21.Haz.2010 19:40:54</pubDate></item><item><title>Pınar</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-109-pinar.html</link><description> Yeşil bir tepenin eteklerindeki vadide yan yana iki bina. Geceleri oralarda çok karanlık olmalı. Herhalde sadece binaların pencerelerindeki sönük ışıklar gözüküyordu. Kurt ulumalarına, ince ve ürkütücü çakal bağırtılarına, nöbet değiştiren askerlerin sert ve ezberlenmiş sesleri karışıyordu. İzmir’den bu ıssız karanlığa geldiği ilk gece, yeni evlendiği gençüsteğmen eşine kavuşmanın sevincine içten içe bir ürperti eklenmiş olmalı. Bir subay olan eşinin yanında zorluklara katlanmaya razı olmanın gizli gururunu hissederken “burada hayatımız nasıl geçecek” diye de sormuştur kendisine. Gündüzleri kocası yandaki karakola gittiğinde, askerî lojmanın kimliksiz odalarında yalnız başına ne yapardı kimbilir. Diğer komutanların kendisi gibi genç eşleriyle toplanırlardı belki. Belki televizyon seyrederdi. Ailesini arardı herhalde sık sık. “Merak etmeyin iyiyim” derdi. Annesinin sesinde hep bir kaygı olmalı. Oralara gittiği için, sadece annelerin sesinde hissedilen, söze dökülmemiş, kelimelerin birb...</description><author>abdulrizakkilic</author><category>Okunma: 41</category><pubDate>13.Haz.2010 14:22:08</pubDate></item><item><title>Kader</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-108-kader.html</link><description>İstanbul’da sele kapılıp kaybolan temizlik işçisinin kızı NTV’de... üzgün, ama tevekkülle konuşuyor. önce büyük ihmal olduğunu, bir canın bu kadar ucuz olmaması gerektiğini söylüyor. Sonra ekliyor: “Pis bir suyun altında saatlerce can çekişerek öldü. Kötü bir ölüm şekli... Yaşasa iyi olurdu. Ama nasip değilmiş. Kader... Bir şey diyemiyorum.” “Devletten bir talebiniz var mı?” diye üsteliyor muhabir: “Hiçbir şey istemiyoruz” diyor genç kız: “Yeter ki, cesedi çıkarılsın. Bir tören yapılsın. Cenazesi kalksın.”* * * Umudun, sabrın tükendiği yerde tevekkül giriyor devreye... “Takdir-i ilahi”ye, “ezelden ebede hayır ve şerrin Allah katında malum olduğuna” inanmak acıları hafifletiyor; dayanmayı kolaylaştırıyor. Bu, anlaşılabilir bir şey... Ama bu iman, aynı zamanda yönetmeyi de kolaylaştırıyor. çünkü ihmalin hesabını sorumlusundan sormaya gücü yetmeyenler, faturayı alınyazısına kesiyor. “Mukadderat”, denince akan (pis) sular duruyor. İnsan canını ucuzlatan eller kader çeşmesinde yıkanıyor. 30...</description><author>karcicegi</author><category>Okunma: 38</category><pubDate>10.Haz.2010 19:19:29</pubDate></item><item><title>AKP gidecek diye panik olanlara duyurulur</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-107-akp_gidecek_diye_panik_olanlara_duyurulur.html</link><description>Gazetemizin okuru olan kimi dostlar soruyorlar: 'AKP'yi niye bu kadar çok eleştiriyorsunuz. AKP iktidardan düşerse MHP-CHP koalisyonu gelir. Daha iyi mi olur?' Bu dostlarımıza AKP'yi eleştirdiğimiz noktaları bir bir sayınca 'haklısınız' diyorlar demesine de, yine de AKP dışında bir seçenek onları ürkütüyor. Son zamanlarda bu türden tartışmaya çok muhatap oldum. özellikle anayasa paketi oylamasında BDP'nin oylamaya katılmamasıyla artan, son çatışmalı süreçle birlikte daha da yükselen bir kaygı bu. 'Ya AKP giderse...' Ki, bu dostlarımızın büyük bir çoğunluğu seçimlerde BDP geleneğinden partilere oy vermiş insanlar. Ama ne yazık ki İstanbul'da yaşayan; Kürt olmayan, ama BDP geleneğinden partilere gözü kapalı oy vermiş bu dostlarımız bile Silopili'yi anlamıyor. Silopili'yle son zamanların moda deyimiyle empati yapamıyor. Vazgeçtim politik analizlerin yakınlaşmasından, en azından empati rica ediyorum kendilerinden. Bilmem çok şey mi istiyorum? İşte, daha önceki gün Silopi'de bir milletvekil...</description><author>MUJGAN</author><category>Okunma: 42</category><pubDate>05.Haz.2010 20:57:36</pubDate></item><item><title>Ben.....................!!!!!</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-106-ben____.html</link><description>Birinin , daha iyisini bulup tekmeyi bastığı zaman , sevgilisine yaşattığı şey. nedeni bilinmez. iyi? kıstası her zaman soru işareti olmuştur kafada. uzun zamandan sonra , yaşananlar sanki bir anda törpülenmiş gibi kenara atılır. Hiç umursanmaz. değeri yoktur. terkedenin kafasında birkaç sebep vardır , ama terkedilenin kafasında sebepler birbirini doğurur , bira köpüklerindeki kabarcıklar gibi. terkedildikten sonra , uyku gereksiz ihtiyaç olur.(terk edildim) Günlerce , haftalarca , aylarca. en mutlu anında bile , onun ismini duymak mutsuzluk verir bir anda. çünkü daha mutlu olduğu ,onunla beraber olduğu anlarını hatırlayabilir terkedilen. korkunçtur. Kendini kapatır dünyaya. nefes almak ve içmekten başka yaptığı çok az şey vardır. Yardim etmeye çalışanların yardımları fayda etmez. İçinde hep bir umut vardır. numaralar gizlenip çağrılar bırakılır. sadece bir alo sesini duyabilmek için bile , telefonlar açılır ama konuşulmaz hiç. onun söylediği bir kaç kelimeyi anımsatan şarkılar dinleni...</description><author>7days</author><category>Okunma: 94</category><pubDate>10.May.2010 04:33:48</pubDate></item><item><title>Sevebilme ihtimali</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-105-sevebilme_ihtimali.html</link><description>Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... ben seninle bir gün veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. bizim kemalettin tuğcu'larımız vardı... bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve türk dil kurumu'na inat bir türkçeyle... ağbilerimizden öğrendik, s harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. oysa ankara'da hiç sevişmedim ben. disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı...</description><author>7days</author><category>Okunma: 27</category><pubDate>10.May.2010 04:32:33</pubDate></item><item><title>Özlemek</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-104-ozlemek.html</link><description>Birden özleyiveriyorsunuz... çoktan unuttuğunuzu sandığınız ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz. Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü, siz çarşaflarınızın arasında, bütün tehlikelerden uzak, güvenle yattığınızı sandığınız bir anda, usulca ruhunuza sokulup, sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri birer birer ateşleyiveriyor. İnfilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz. Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak, ona dokunmak, onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi... özlemek, o yakıcı istek, bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor. özlediğiniz ise çok uzaklarda... Yanında olmasını istediğiniz halde yanınızda olmayan bir tek kişi, yanınıza bile yaklaşmadan, hatta onu özlediğinizden ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan, bütün hayatı, bütün görüntüleri eritip başka kılıklara sokuyor... Tarih : 16 Eylül 2008 Salı Hit : 54 ...</description><author>7days</author><category>Okunma: 50</category><pubDate>10.May.2010 04:31:02</pubDate></item><item><title>Küçük bir çocuk</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-103-kucuk_bir_cocuk.html</link><description>Ben ve yanlızlığım vardı uzun zamandır.Kimselere vermek istemediğim, bir türlü güvenemediğim bir kalbim vardı benim. Sen girdin hayatıma birden bire hiç beklemediğim bir anda. İzinsiz bir yolcu gibiydin, ben ise birçok zaferler kazanmış ve birçoğuna geçit vermemiş bir bekçi.Karşı koymak istedim diğerleri gibi. Ama bu sefer olmadı işte yapamadım, durduramadım seni. Bir şekilde dokundun kalbime ben istemeden. Sonra bir çocuk buldun bende daha benim bile bilmediğim, tanımadığım. Varlığından bile habersizdim oysa onun. çok korktum ondan, çekindim çünkü o daha sadece küçücük bir çocuktu ve beni değil seni dinliyordu.Saf, tertemiz, dürüst, düşünmeden hareket eden, yalan nedir bilmeyen ve senden başkasını gormeyen bir çocuk. Ben yoktum artık bedenimde bir başkası vardı ve beni o yönetiyordu. Bu çocuk senindi ve korkarım senin kollarında büyümek istiyordu. Güvenebilirdin ona sarılabilirdin sıkı sıkı zaten gitmeyede pek niyeti yoktu. Oysa sen güvenmedin ona belkide güvenmek istemedin, onun yeri...</description><author>7days</author><category>Okunma: 51</category><pubDate>10.May.2010 04:29:23</pubDate></item><item><title>Tuhaf bir gece</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-102-tuhaf_bir_gece.html</link><description>Bazen beklemek, bazen sabretmek düşüyor bize. Artık küçücük bir ışık çok uzak geliyor. Yine susmak yenilmek anlamına gelmiyor artık. Hergün mutlu olsaydım, beklide mutluluğun anlamı kalmazdı. Yine bana kızacaksın ne diyorsun, ne saçmalıyorsun oğlum diye. Ben yine susacağım ve sen yine BİTTİ diyeceksin. Ama yine beni seveceksin bazen özleyecek bazen de nefret edeceksin. Ama bilmeyeceksin, anlamayacaksın sensizliğin beni kahrettiğini, içimi acıttığını…… Mutsuzluk değil aslında bu, umutsuzlukta değil. Bazen gülümserim sonra birden donar gülümsemem. Aklıma son sözlerin gelir BİTTİ. Ne tuhaf değimli benim söylemeyi düşünmediğim sözler. İşte tuhaf bir gece yine. Bitti desende seni anlamaya, öğrenmeye çaba sarf ediyorum. Sonunda olmadığını anlıyorum. Ne tuhaf bir gece her şey zor, her şey kötü ve her şey bela. Geçmiyecek gibi geliyor. Ama bu kez sen mutlu olmalısın. Ve bu kez yapamadık yaşayamadık ne varsa hepsini yaşayacaksın. Sen bundan sonra çok gülecek ama daha az güveneceksin insanlara v...</description><author>7days</author><category>Okunma: 64</category><pubDate>10.May.2010 04:27:14</pubDate></item><item><title>Yalnızlık istasyonunda bir gün</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-101-yalnizlik_istasyonunda_bir_gun.html</link><description>Bir sonbahar akşamının yalnızlığında Yapraklar kızıla dönerken Paltoma sarınmış seni bekliyorum, Bu ürkek tren istasyonunda. Ama sen gelmiyorsun Uzaklara kaçıyor,benden ayrılıyorsun. Belirsizlikler içinde bir yoldayım İntihar fikrini okşamaya çekiniyorum Siren seslerini duyuyor gibiyim. Tutmayan dizlerimi kıpırdamaya zorluyorum Bir iki adım atıyorum,sonra dönüp Tekrar arkama bakıyorum. Belki bu defasında ordasındır umuduyla Ama nargile hayallerden ne fayda gelir ki Onlar sadece beni zehirliyor. Gitgide ölüyorum,çöküyorum.. Fakat senin hiç haberin yok bunlardan Ne zaman sana gelsem sen gitmiş oluyorsun.. Belki dışardan çok güçlü görünüyor olabilirim. Omuzlarım dik duruyor olabilir.. Ama güçlü değilim aksine acılara tutunuyorum Tutunmak zor olsa bile Kayıp gitsem ne farkeder ki? İnsanlar bu tren istasyonunda bekleyen Zavallı,paltolu genç kıza bakıyor Kimisi boş kimisi derin bakışlarla Oysa benim hiç işim olmaz onlarla Derdimi bana hediye etmediler ki Ve gece karanlık yıldızları yüzüne ta...</description><author>7days</author><category>Okunma: 25</category><pubDate>10.May.2010 04:25:01</pubDate></item><item><title>Biranın tarihçesi</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-100-biranin_tarihcesi.html</link><description>4000 yıl öncelerinde Hitit' ler arpa, buğday, bal, elma ve üzüm ziraati yapmaktaydılar. En başta gelen gıdaları ekmek buğdaydan ve biraları arpadan yapılıyordu. Hitit' ler biraları dini tören ve merasimlerde hep içmekteydiler. Ve bu biraları buğday sapları ile içmekten büyük zevk duyuyorlardı. O günlerde yapılan biraların alkol dereceleri bugünküler kadar düşük değildi.Bazıları birayı Sümerler tarafından Avrupa'ya geçtiğini, bazıları da Anadolu'dan Yunanlılar vasıtasıyla Germenlere ve Gallere ulaştığını vurgulamaktadırlar. Ama tarihçiler biranın o zamanlarda Yunanlılarda ve bugünkü İtalya'nın bulunduğu bölgelerde bira hakkında hiçbir emare bulunmadığını göstermektedir.Bira aslında Orta Anadolu'dan ve Mezopotamya'dan Afrika yoluyla Avrupa'ya geçtiği, tutulan kayıtlarda bulunmuştur. ''Bira Tanrının Bizi Sevdiğinin ve Eğlenmemizi İstediğinin Bir Kanıtıdır.''hehe(Benjamin Franklin) Tarih : 16 Eylül 2008 Salı Hit : 147...</description><author>7days</author><category>Okunma: 28</category><pubDate>10.May.2010 04:22:57</pubDate></item><item><title>Aşk tipi cezaevi</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-99-ask_tipi_cezaevi.html</link><description>Sırtımı dayayacağım kimsem yok.. Dayandığım bütün duvarlar yıkıldı… Aslında farkında olmadan beni yıkıp gittiler.. Hayatın girdabında yok olduğumu sandılar ama onlar yok oldular oysaki...O günden bu güne hiç dostum olmadı. İnsanlar eklendi hayatıma, insanlar eksildi.. Sırtımı dayayacağım hiç kimseyi bulamadım. Yaşama zannıyla olduğum bu süreçte hep arayış içerisinde oldum. Duygularımdan arınmış hissediyorum kendimi.. Yorulmuştum dostsuzluğun acısıyla kala kalmışken sen çıktın karşıma, elini uzattın.. Sıkmıyorumdur umarım anlattıklarımla.. Seni kendime yakın gördüğümdendir anlattıklarım. Bekli de uzun zaman sonra beliren duygularım beni sana çekti bu sessiz haykırışlarla…Aradan kısa bir zaman geçmesine rağmen çok iyi dost olmuştuk. Ona söylediklerimden sonra benden hoşlandığını hissetmiştim ve uzun bir zaman sonra ilk defa duygularımla hareket edebilmiştim. Artık kalbimin titrediğini hissedebiliyordum. Galiba aşık oluyordum…. Zaten beni evine davet etmekle bana tam bir güven duygusuyla ...</description><author>7days</author><category>Okunma: 33</category><pubDate>10.May.2010 04:21:25</pubDate></item><item><title> Ertelendim</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-98-ertelendim.html</link><description>Hep ertelenen bir an hiç yaşanmamaya mahkumdur. Düşlerin bekleyişini yalnızca bir hüsran karşılayacaktır. Mevsimleri sayarsak ömür baharsız tükenir gider. Sevdiğimizi bulmak yada bulduğumuzu sevmek tercihi, en zor olan iki seçenektir bu sınavda. Boşuna akan ırmaklar mı var yüreğimizde. Sebepsiz mi coşkun bir denizde maviye hasretliğimiz? Ufukta görünen o ki mutluluk tek kişiliktir aslında. Karşımızdakinin çabasına ihtiyacı yoktur mutluluğun. Aşkında sevdiğin kadar büyüktür. Sevdiğin sürece meydan okur dünyaya. Hasretle beklenen gelmez hiçbir zaman, bu hasreti yalnız tüketirsin. Karşılık bulmuyorsa sevda,umut değil,kendini hükümdar sanan köleler üretir dönemezsin. Ama boşa geçmemiştir dolan vakit. Heba olan şiirlerin de değildir. Türkülerin diliyle yas tuttuğun geceler,sırdaşlığını hiç terk etmez. Kıymetini bilmediğin kır çiçekleri yeniden açar,o gül solarken. Ayrılanlar yıllar geçse de üstünden hep aynı acıyı çeker. Ama yollar hiç bitmez. Sonuna geldiğini zannettiğin yerler birer durak...</description><author>7days</author><category>Okunma: 26</category><pubDate>10.May.2010 04:19:30</pubDate></item><item><title>Hayat bir tiyatro mu_?_:((</title><link>http://www.turkudiyari24.com/koseyazi-goster-97-hayat_bir_tiyatro_mu_.html</link><description>Hayatta bazen herşey anlamlı iken... Bazen herşey anlamını yitirebiliyor. Sanırım bazılarımız o sudan içmiş, bazılarımızsa içmemiş oluyor ve kendi rolümüzü kendimiz biçiyoruz...Oysa ki hiç kimse tamamen mutlu başlayıp, mutlu devam eden ve mutlu bir sonla biten filmleri sevmez.İnsanlar için heryer sahne bazen rollerimiz değişsede.Hayat inişli çıkışlı bir yol oynadığımız rol ya bizi iyi yerlere getirecek yada dibe vurmamızı sağlayacak... Bir film düşünün,adı hayat olan.Başrolde siz oynuyorsunuz ama aslında hem başrol oyanayıp hem yardımcı oyuncu hemde figüranı oynuyorsunuz.Sahne sınırlaması yapılmamış,yaşadığınız her yer sizin sahneniz.bu nasıl film demeyin,bu sizin oyununuz dedik ya.Diğer başrol oyuncularına gelince onlarda kendi oyunlarının başrol oyuncusu...Bu sahnede hepimize yetecek kadar boş yer var her gün aramıza yenileri katılıyor...İşte Hayat bir oyun bizde bu oyunun parçasıyız....Bir sürü entrika,yalan,dolan,ihanet,mutluluk,hüzün,gözyaşı,yeni umutlar yeni hayaller hepsi sizin ...</description><author>7days</author><category>Okunma: 63</category><pubDate>10.May.2010 04:15:32</pubDate></item></channel></rss>